<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sohbet Yap, Chat, Sohbet Odaları</title>
	<atom:link href="http://www.sohbetmakara.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sohbetmakara.net</link>
	<description>Dikkat Bağımlılık Yapar!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 06 May 2012 21:22:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kabağın sahibi vardır elbet!</title>
		<link>http://www.sohbetmakara.net/kabagin-sahibi-vardir-elbet.html</link>
		<comments>http://www.sohbetmakara.net/kabagin-sahibi-vardir-elbet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 21:22:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DuRu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündürücü Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Derviş]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Bir Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Kabağın Sahibi Vardır]]></category>
		<category><![CDATA[Nefisle Mücadele]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetmakara.net/?p=670</guid>
		<description><![CDATA[Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. Mesrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten,gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir.Fakat iş yamali bir hirka giymekten ibaret degildir. Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir.. .Saç, sakal, bıyık, kaş, ne varsa hepsinden. Dervis, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır.- Vur usturayı berber efendi, der.Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. Mesrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten,gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir.Fakat iş yamali bir hirka giymekten ibaret degildir. Her türlü görünür süslerden arınması<br />
gereklidir.. .Saç, sakal, bıyık, kaş, ne varsa hepsinden. Dervis, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır.- Vur usturayı berber efendi, der.Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri.Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer.</p>
<p>Dervislik bu&#8230; Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz dervis.Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmustur.<br />
Ses çıkaramaz.Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar.Fakat küstah kabadayı tıras esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder:&#8217;Kabak asağı, kabak yukarı.&#8217;Nihayet tıras biter, kabadayı dükkândan çıkar. </p>
<p>Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir.Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır, kalır.Ölmüştür. Görenler çığlığı basar.Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar:- Biraz ağır olmadu mı derviş efendi? </p>
<p>Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:- VAllahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki kabağın bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!</p>
<p>Hikâye böyle&#8230;Ama hayat da böyle&#8230;</p>
<p>Ensemize, kafamıza vurup vurup dalga geçen sahte kabadayıların,<br />
kabağın da bir sahibi olduğunu, bu sahibin de en affetmeyeceği şeyin kibir ve kul hakki yemek olduğunu unutmaya başlayanlar, anlayacaklardır</p>
<p>Alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetmakara.net/kabagin-sahibi-vardir-elbet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kar&#8230;</title>
		<link>http://www.sohbetmakara.net/kar.html</link>
		<comments>http://www.sohbetmakara.net/kar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Apr 2012 09:21:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DuRu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk'a Dair Herşey]]></category>
		<category><![CDATA[Aşka Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Babama Selam Söyle]]></category>
		<category><![CDATA[İclal Aydın Kar]]></category>
		<category><![CDATA[Kar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetmakara.net/?p=666</guid>
		<description><![CDATA[Babama Selam Söyle (Kar) Karlı bir akşamdı Ankara&#8217;da; Son kez elele yürümüştük, Bitmesin istediğimiz yola. Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık. Yazarsın bana demiştin. Bende yazarım sana sık sık. Ağlıyordum&#8230;. Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı. Elimi daha sıkı tuttun, Anlıyordun&#8230;. Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim, Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin, Kelebekleri kitap arasında kurutma, Sık sık fotoğraf [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Babama Selam Söyle (Kar)</p>
<p>Karlı bir akşamdı Ankara&#8217;da;<br />
Son kez elele yürümüştük,<br />
Bitmesin istediğimiz yola.<br />
Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık.<br />
Yazarsın bana demiştin.<br />
Bende yazarım sana sık sık.<br />
Ağlıyordum&#8230;.<br />
Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı.<br />
Elimi daha sıkı tuttun,<br />
Anlıyordun&#8230;. </p>
<p>Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim,<br />
Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,<br />
Kelebekleri kitap arasında kurutma,<br />
Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana,<br />
Kitaplarım sana emanet,<br />
İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde&#8230;<br />
Beni bekle&#8230;<br />
Yol bitti, gidiyordun artık; gittin.</p>
<p>Sokakta gördüklerimi, filmlerdeki aktörleri sen sandım bir süre,<br />
Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,<br />
Kitaplarını okudum, kelebeklerine dokunmadım,<br />
Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim,<br />
En çok fesleğeni, çoban heybesini, akşam sefasını sevdim.<br />
Seni beklerken çok şey öğrendim,<br />
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam&#8230;<br />
Nasıl olsa bulacaktır diye, her görüşümde aynı sesle seslendim<br />
Uçak, babama selam söyle!<br />
Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim ilk adam&#8230;<br />
Bir bilsen seni nasıl özledim&#8230; </p>
<p>Kar yağıyor şimdi, otuz yaşım bitti,<br />
Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri,<br />
Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;<br />
Selamını aldım babacığım,<br />
Kin büyütmedim kalbimde&#8230;.<br />
Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde.<br />
Uçak, babama selam söyle!<br />
Uçak, babama selam söyle! </p>
<p>İclal Aydın</p>
<p>Alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetmakara.net/kar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tebessüm&#8230;</title>
		<link>http://www.sohbetmakara.net/tebessum.html</link>
		<comments>http://www.sohbetmakara.net/tebessum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 19:31:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DuRu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündürücü Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamlı Bir Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Bir Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Tebessüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetmakara.net/?p=663</guid>
		<description><![CDATA[Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın zamanda kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırlayarak ona bir not yazdı ve yolladı. - Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. - Garson [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi.</p>
<p>Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu.<br />
Bu hava içinde yakın zamanda kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırlayarak ona bir not yazdı ve yolladı.</p>
<p>- Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı.</p>
<p>- Garson kız ilk kez aldığı bu bahşişin bir kısmını akşam eve giderken her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.</p>
<p>- Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki&#8230;<br />
İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti.<br />
Karnını ilk defa doyurduktan sonra bir apartman bodrumundaki odasının yolunu ıslık çalarak tuttu.<br />
Öyle neşeliydi ki bir saçak altında titreşen köpek yavrusunu görünce kucağına aldı.</p>
<p>- Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu.<br />
Sıcak odada sabaha kadar koşturdu.</p>
<p>- Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı, bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı&#8230; </p>
<p>- Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp ölümden kurtardılar&#8230; </p>
<p>Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuydu&#8230;</p>
<p>Alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetmakara.net/tebessum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahşiş</title>
		<link>http://www.sohbetmakara.net/bahsis.html</link>
		<comments>http://www.sohbetmakara.net/bahsis.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 06:21:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DuRu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündürücü Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Bahşiş]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Bir Hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetmakara.net/?p=660</guid>
		<description><![CDATA[Yaşlı adam, delikanlının cebine bir şeyler bırakırken: - &#8220;Allah senden razı olsun evladım&#8221;, dedi. &#8220;Bu ihtiyarı yeniden doğmuş gibi sevindirdin. Şu ufak hediyemi alırsan, daha da sevindireceksin.&#8221; Delikanlı, yapmış olduğu iyiliğin makbule geçeceğini daha işin başındayken biliyordu. Yol kenarında ağlayan dört-beş yaşlarındaki çocuğun kaybolduğunu anlamış ve onun nereden geldiğini soruşturduktan sonra, bir taksiye bindirip evine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlı adam, delikanlının cebine bir şeyler bırakırken:<br />
- &#8220;Allah senden razı olsun evladım&#8221;, dedi. &#8220;Bu ihtiyarı yeniden doğmuş gibi sevindirdin. Şu ufak hediyemi alırsan, daha da sevindireceksin.&#8221;</p>
<p>Delikanlı, yapmış olduğu iyiliğin makbule geçeceğini daha işin başındayken biliyordu. Yol kenarında ağlayan dört-beş yaşlarındaki çocuğun kaybolduğunu anlamış ve onun nereden geldiğini soruşturduktan sonra, bir taksiye bindirip evine getirmisti.<br />
Fakat delikanlı, aradığı evi bulduğunda büyük bir hayal kırıklığına uğradı.</p>
<p>Yol boyunca gözü önünde canlandırdığı yüzme havuzlu ve uydu antenli villanın yerine, karşısında derme çatma bir gecekondu duruyordu. Üstelik kapıyı da çocuğun dedesi açmış ve torununa hasretle sarıldıktan sonra, kendisine teşekkür edip cebine bir kaç kuruş bırakmıştı.</p>
<p>Delikanlı, sohbet sırasında cocuğun anne ve babasının kaza sonucunda vefat ettiğini öğrenmiş ve yaşlı adamın bir ara ağlamasından istifade ederek cebine konulanları kontrol etmeyi becermişti. Üç beş tane bozuk para, koskoca ceket cebinin köşesini bile doldurmuyordu.<br />
Evin haline bakılırsa, yaşlı adam oldukça fakirdi. Ama hiç olmazsa taksi parasını karşılayacak kadar bir bahşiş veremez miydi?</p>
<p>Delikanlının yüklü bir hediyeyle “yolunu bulma” hayalleri yıkılmış ve içinde bir şeyler kıpırdanmaya başlamıştı. Anlaşılan tahammül edilemeyecek derecede cimri bir ihtiyar ile karşı karşıyaydı ve ona mutlaka bir ders vermesi gerekiyordu. </p>
<p>Yaşlı adamın yüzüne dik dik bakarken cebindeki bozuklukları avuçladı ve çocuğun ayakları dibine fırlatarak :<br />
- Git de kendine oyuncak al ufaklık, dedi. Böylelikle cömertlik nedir öğrenmiş olursun.</p>
<p>Yavrucak yere eğilerek paraları topladığında, delikanlının gözleri yerinden çıkacak gibi oldu.<br />
Çocuğun küçücük avuçlarında, dört-beş tane altın lira parıldıyordu&#8230;.</p>
<p>Alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetmakara.net/bahsis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yardım&#8230;</title>
		<link>http://www.sohbetmakara.net/yardim.html</link>
		<comments>http://www.sohbetmakara.net/yardim.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2012 22:57:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DuRu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündürücü Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamlı Bir Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Bir Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Tuhaf Bir Tesadüf]]></category>
		<category><![CDATA[Yardım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetmakara.net/?p=657</guid>
		<description><![CDATA[Bir arkadaşım vakfımıza gelerek ; - &#8220;Fakir öğrenciler için burs parası topladığınızı duydum, dedi. Ben de her ay bir kişinin masrafını karşılamak istiyorum&#8221; dedi&#8230; Teklifini memnuniyetle kabul ettik. Çünkü bütün gayretlerimize rağmen bize başvuran öğrencilerin çok azına yardım yapabiliyorduk. Arkadaşım : &#8220;Paramı vereceğiniz öğrencinin beni tanımasını istemiyorum, diye devam etti. Ben de onun kim olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir arkadaşım vakfımıza gelerek ;</p>
<p>- &#8220;Fakir öğrenciler için burs parası topladığınızı duydum, dedi. Ben de her ay bir kişinin masrafını karşılamak istiyorum&#8221; dedi&#8230;</p>
<p>Teklifini memnuniyetle kabul ettik. Çünkü bütün gayretlerimize rağmen bize başvuran öğrencilerin çok azına yardım yapabiliyorduk. </p>
<p>Arkadaşım : &#8220;Paramı vereceğiniz öğrencinin beni tanımasını istemiyorum, diye devam etti. Ben de onun kim olduğunu bilmemeliyim&#8221; </p>
<p>Bu hassas insan, burs verdiği öğrenciyi minnet altında bırakmamak ve yaptığı hayırla gururlanmamak için böyle bir şart ileri sürüyordu. Kendisine o konuda teminat verdiğimde, cebinden para dolu bir zarf çıkartarak masanın üzerine bıraktı. </p>
<p>Arkadaşıma teşekkür ederek uğurladıktan hemen sonra odama 18-20 yaşlarında bir genç girdi. Çekingenliği her halinden anlaşılıyor ve sarıya çalan solgun yanakları, konuşurken yer yer pembeleşiyordu. Onu hemen yanımdaki koltuğa oturtarak rahatlatmaya çalıştım. Fakir bir ailenin tek çocuğuydu, üniversiteye yeni başlamıştı ve maalesef de tahmin ettiğim gibi böbrek hastasıydı. Bu yüzden yardıma ihtiyacı olduğunu büyük bir sıkıntıyla anlattı. Masanın üzerine onun için bırakıldığına inandığım zarfı kendisine uzatırken; </p>
<p>&#8220;Sen merak etme evlad, dedim. Her ayın başında paran hazırdır&#8221;</p>
<p>Bursunun bu kadar çabuk eline ulaşması karşısında şaşkına dönmüş ne diyeceğini bilememişti. Sevinçle yaşaran gözlerini benden kaçırmaya çalışarak zarfı aldı ve dualar ederek iç cebine yerleştirdi. Arkadaşımın gönderdiği zarfları yerine ulaştırıp o mutluluk tablosunu tekrar tekrar yaşayabilmek için artık aybaşlarını iple çekiyor ve rahatsızlığından dolayı gelemediğinde, zarfını aynı fakültede burs alan arkadaşlarıyla gönderiyordum.</p>
<p>Aradan bir hayli zaman geçti. Arkadaşım da yaptığı hayrın makbule geçtiğinden emindi. Fakat çok üzüntülü olduğum bir gün camide karşılaştığımızda;</p>
<p>- &#8220;Ben de seni aramıştım, dedi. İşlerim dün sabah nedense birden bozulduğu için artık o zarfı gönderemeyeceğim.&#8221;</p>
<p>Söyledikleri karşısında hayrete düşmüştüm. Yarabbi nasıl bir tecelliydi bu? Bilemiyordum. Sırtını sıvazlayarak; </p>
<p>- &#8220;Allah senden razı olsun kardeşim, dedim. O paraya lüzum kalmadı zaten. Biraz önce kıldığımız cenaze namazı, burs verdiğin öğrenciye aitti. Artık ona sadece fatihalar gönderebilirsin&#8230;&#8221;</p>
<p>Alıntıdır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetmakara.net/yardim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigara&#8230;</title>
		<link>http://www.sohbetmakara.net/sigara.html</link>
		<comments>http://www.sohbetmakara.net/sigara.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2012 09:43:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DuRu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündürücü Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Bir Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Muhteşem Bir Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[Sigarayı Bıraktım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetmakara.net/?p=654</guid>
		<description><![CDATA[Hafif sisli bir havada ve güneşin apartmanların arasından yeni yeni güne merhaba dediği bir saatte, vapura doğru ilerleyen genç adam; jeton gişesinde, yaklaşık iki ay önce ayrıldığı kız arkadaşını görür ve titrek bir ”merhaba” ile konuşmaya başlar. Bu konuşmalar vapurda da devam eder. Adamın; “Hava o kadar da soğuk değil, dışarıda oturalım mı?” sorusuna, kızın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hafif sisli bir havada ve güneşin apartmanların arasından yeni yeni güne merhaba dediği bir saatte, vapura doğru ilerleyen genç adam; jeton gişesinde, yaklaşık iki ay önce ayrıldığı kız arkadaşını görür ve titrek bir ”merhaba” ile konuşmaya başlar. Bu konuşmalar vapurda da devam eder. Adamın; “Hava o kadar da soğuk değil, dışarıda oturalım mı?” sorusuna, kızın “Olur” cevabı vermesiyle birlikte vapurun en üst katına doğru yol alırlar. Birkaç dakika havadan sudan muhabbetlerle geçtikten sonra, adam kıza bir sigara uzatır ve kendisine de bir tane alır. Daha sonra, genç adam birden lafa girer:</p>
<p>- Biliyorum, bu konuları daha önce hiç konuşmadık ya da konuşamadık diyeyim. Merak etme ama, “Neden ayrıldık biz” sorusunu sormayacağım. Sadece sana söylemek istediğim birkaç şey var, onları konuşmak istiyorum.</p>
<p>Genç kız; adama bakarak, “Evet seni dinliyorum, devam et” dedikten sonra adam, konuşmasına kaldığı yerden devam eder:</p>
<p>- Biliyor musun? Ayrıldıktan sonra, seni sigaraya benzetmeye başladım.</p>
<p>Kız, hiç tahmin etmediği, alakasız bir konuyla lafa girmesinin verdiği şaşkınlıkla, “Ne? Nasıl yani?” der. Adam, önce kıza uzattığı sigarayı ve sonra kendi sigarasını, çantasından çıkardığı çakmak ile yaktıktan sonra:</p>
<p>- Mesela bir tane sigara yakıyorum ve kül tablasına koyup izlemeye başlıyorum. Kül tablasına dökülen külleri gördükçe; anılarımız aklıma, her biri kül olup acılarıma dönüşüyor sonra. Arada bir elime alıyorum sigarayı ve içime çekiyorum seni. Kendimi zehirlemek için; daha çok, daha çok çekiyorum. Bazen de anıları döküyorum kül tablasına. “Sen zehiri” hoşuma gidiyor, içimi acıtıyor, vazgeçemiyorum; içime çekmeye devam ediyorum. Ağzımdan çıkan her dumanda, ayrılırken bana bıraktığın; son bakışının silueti beliriyor. Her sigaranın oldugu gibi, senin de sonun yaklaşıyor. Ve ben yavaş hareketlerle; ne zaman seni söndürmek için, elimi götürsem kül tablasına, aptalca bir umutla “Nolur yapma!!” diyeceğin zamanı bekliyorum. Ama hiçbir zaman duyamıyorum sesini. “Ve işte bitirdim seni” diyorum. Hayır hayır kendimi kandırıyorum galiba, “Seni böyle bitiremem” diyorum sonra. Ama bakıyorum kül tablasına; evet! Sen oradasın, evet! Anılar orada. Ancak, elimde hala kokun var. Yıkasam da, hiç çıkmayacak bir koku. Anlıyorum ki; bu sigarada, senin çok az bir kısmını bitirmişim. Senden bağımsız bir sen, hep içimde yaşıyormuş. Ve anlıyorum ki, sadece sönüyorsun. Seni ateşleyecek bir “Ben” bekliyorsun sabırla. O “Ben”, çok da bekletmiyor seni. Bir daha yanmaya başlıyorsun. Anılar,acılar yine bitiyorsun. Yeniden yanıyor ve bitiyorsun. Bu hep böyle devam ediyor; sonunda alışkanlık oluyorsun.</p>
<p>Genç kız anlatılanları dinlerken tarif edilmeyecek bir duygu yoğunluğu içindeydi. Bir yandan, birisinin bu kadar acı çekmesine üzüntü duyarken; diğer yandan da, kendisinin hala unutulmamış olmasından, haz alıyordu. Aslında kendisi de unutamamıştı genç adamı. Kendi isteğiyle ayrılmıştı ama; sevmediği ya da artık bir şeyler hissetmediği için değil, en yakın kız arkadaşının da, o insana karşı bir takım duygular beslediği için gerçekleşmişti bu ayrılık. Bunu; ne erkek arkadaşı, ne de en yakın arkadaşı biliyordu. Erkek arkadaşına, “Bu ilişkide bir şeyler eksik, ben daha fazla sürdüremeyeceğim, ayrılmalıyız.” diye bir mesaj atarken; kıza, “İlgisiz bir sevgili olmaya başlamıştı günler geçtikçe; çok bunalmıştım. Ve bir gün onu, başka biriyle sarmaş dolaş gördüm. Bu yüzden ayrıldım.” demişti. Böylece, hem erkek arkadaşından, kendine göre, makul bir sebeple ayrılmış; hem de arkadaşına, erkek arkadaşını kötüleyerek, ondan soğumasını sağlamıştı. Kendisinin çok acı çekeceğini bile bile, arkadaşını kaybetmemek için, böyle bir yalanlar zincirine başvurmuştu. Artık hayatını, bu yalanlara göre düzenlemeliydi. Bu yüzden; bu karşılaşmalarında duygularını bir tarafa bırakıp, mantığı ile karar vermek zorundaydı. Geri dönüşü yoktu ve kız da bunun farkındaydı. Bütün ayrıntıları, olası bir karşılaşma için düşünmüştü daha önceden. Adamın anlattıklarını dikkatlice dinliyor ve sözünü bitirmesini bekliyordu. Ve adamla göz göze gelip, “Bitti, bu kadardı!” dermişçesine bakmasından sonra, kız konuşmaya başladı:</p>
<p>- Açıkçası bu söylediklerin, hiç beklemediğim şeylerdi. Benim, bu açıklamalarına bir yorum yapmamı bekleme. Çünkü bunlar senin kendi düşüncelerin. Her biten ilişkiden sonra, yaşanabilecek duygulardan bu anlattıkların. Şunu söyleyebilirim ama yaşadığımız ilişkide, elimden gelen fedakarlığı gösterdiğime inanıyorum. Seni hiçbir zaman suçlu görmedim, her şey benden kaynaklıyordu. Sonuç olarak, bir şekilde bu ilişki yürümedi ve bitti. Bu kadar basit.</p>
<p>Bu kadar mı yani?<br />
Evet&#8230;</p>
<p>Genç adam şok olmuştu. Belki, daha ılımlı bir yaklaşım bekliyordu kızdan. Ancak, kesin ve kararlı konuşmuştu kız. Hiçbir umudun kalmadığına, kendini inandırmaya çalışıyordu. Vapur yanaşmıştı iskeleye. Tek bir kelime bile konuşmadan vapurdan indiler. İskelenin sonunda; genç kız, adama sarılarak “Hoşçakal” dedi. Ancak adam, ayrılırken ne sarılmıştı kıza, ne de bir kelime çıkmıştı ağzından. Bir heykel gibi duruyordu kızın karşısında. Kız da, bir tepki gelmeyince; hızla uzaklaşmayı tercih etti. Arkalarına bile bakmadan ayrıldılar.</p>
<p>Kız, işyerine ulaştı. Yerine oturduktan hemen sonra, cep telefonuna bir mesaj geldi. Mesaj, eski sevgilisindendi ve şöyle yazıyordu:</p>
<p>“Hep bu karşılaşmayı ve sana sigara hikayesini anlatacağım günü beklemiştim. Ve o gün, gözlerimin içine bakıp; söyleyeceklerine göre, hayatıma bir yön çizecegime&#8230;”</p>
<p>Genç kız, bu mesajdan hiçbir anlam çıkaramamıştı. Bu mesajı düşünürken; bir mesaj daha geldi:</p>
<p>“&#8230; kendi kendime söz vermiştim. Bugün duyduklarım; beni hayal kırıklğına uğrattı ve ben kararımı verdim:”</p>
<p>“Sigarayı bıraktım&#8230;”</p>
<p>Alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetmakara.net/sigara.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Annelik&#8230;</title>
		<link>http://www.sohbetmakara.net/annelik.html</link>
		<comments>http://www.sohbetmakara.net/annelik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Apr 2012 21:18:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DuRu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gerçek Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Etkileyici Bir Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçek Bir Hayat Hikayesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetmakara.net/?p=651</guid>
		<description><![CDATA[Japonyada olan bir depremde kurtarma ekibi genç bir kadının yaşadığı enkaza ulaşırlar. Yıkıntıların arasında kadının cesedine ulaşırlar. Kadının enkaz altındaki pozisyonu biraz ilginçtir. Sanki ellerinde birşey tutarak iş yaparken dizlerinin üzerine çökmüş haldedir. Bu esnada sanki ev üzerine yıkılmış gibidir. Kurtarma ekibinin lideri yine de canlı olma ümidi ile kadına ulaşmaya çalışır, maalesef kadın çoktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Japonyada olan bir depremde kurtarma ekibi genç bir kadının yaşadığı enkaza ulaşırlar. Yıkıntıların arasında kadının cesedine ulaşırlar. Kadının enkaz altındaki pozisyonu biraz ilginçtir. Sanki ellerinde birşey tutarak iş yaparken dizlerinin üzerine çökmüş haldedir. Bu esnada sanki ev üzerine yıkılmış gibidir. Kurtarma ekibinin lideri yine de canlı olma ümidi ile kadına ulaşmaya çalışır, maalesef kadın çoktan ölmüştür.</p>
<p>Ekip oradan başka bir enkaza hareket etmek üzere iken bir sebepten dolayı ekip lideri açtığı delikten içeri doğru kadının cesedinin altına doğru bakar ve seslenir ! &#8220;bir çocuk!..bir çocuk var!&#8221; der.</p>
<p>Ekip uzun bir çalışmadan sonra çiçekli bir battaniye içinde ölü kadının cesedinin altında 3 aylık bir çocuk bulurlar. Kadın son bir hamle ile çocuğunu kurtarmak için bedenini ona siper yapmıştır.<br />
Ekip çocuğa ulaştığında bebek hala uyumaktadır.</p>
<p>Doktor çabucak gelir ve çocuğu muayene eder. Battaniyeyi açtığında içinde bir cep telefonu bulur. Ekranda yazılı bir mesaj vardır. Mesajda şu yazıyordur!..&#8221; Eğer Kurtarıldıysan, Seni Sevdiğimi Hatırla!&#8221;</p>
<p>Bir annenin çocuğuna olan sevgisini ölüm anında bile ona anlatma çabasının en güzel örneği&#8230;</p>
<p>Alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetmakara.net/annelik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutluluğun Beş Basit Kuralı..</title>
		<link>http://www.sohbetmakara.net/mutlulugun-bes-basit-kurali.html</link>
		<comments>http://www.sohbetmakara.net/mutlulugun-bes-basit-kurali.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Apr 2012 14:03:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DuRu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündürücü Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamlı Bir Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Çiftci ile Eşeği]]></category>
		<category><![CDATA[Mutluluğun Beş Altın Kuralı]]></category>
		<category><![CDATA[Mutluluğun Kuralları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetmakara.net/?p=647</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır. En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar verir. Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar. Eşek ne olduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer.<br />
Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır.<br />
En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar verir.</p>
<p>Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar. Eşek ne olduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. Sonra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser. Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silkeleyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır.</p>
<p>Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır!</p>
<p>Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile. Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir.</p>
<p>Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz. Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.</p>
<p>Mutluluğun 5 basit kuralını unutmayınız:<br />
1. Kalbinizi nefretten arındırın &#8211; Affedin.<br />
2. Düşüncelerinizi endişelerinizden arındırın &#8211; Çoğu zaten hiç gerçekleşmez.<br />
3. Basit yaşayın ve elinizdekilerin kıymetini bilin.<br />
4. Daha çok verin.<br />
5. Daha az bekleyin..</p>
<p>Alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetmakara.net/mutlulugun-bes-basit-kurali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Veren Eli Alan Elden Üstün Bilmeli İnsan..</title>
		<link>http://www.sohbetmakara.net/veren-eli-alan-elden-ustun-bilmeli-insan.html</link>
		<comments>http://www.sohbetmakara.net/veren-eli-alan-elden-ustun-bilmeli-insan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2012 21:44:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DuRu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündürücü Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamlı Bir Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Veren Eli Alan Elden Üstün Bilmeli İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetmakara.net/?p=644</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: &#8220;Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?&#8221; Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş, &#8220;bu kaşıkların ucundan tutup öyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: &#8220;Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?&#8221; </p>
<p>Bakın göstereyim demiş, ermiş. </p>
<p>Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış.</p>
<p>Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. </p>
<p>Ermiş, &#8220;bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz&#8221; diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler.</p>
<p>Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.</p>
<p>Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. </p>
<p>Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. </p>
<p>&#8220;Buyurun&#8221; deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındakine uzatarak içirmiş.</p>
<p>Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. </p>
<p>İşte demiş ermiş, &#8220;kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır.&#8221;</p>
<p>Ve kim karşısındakini düşünür de doyurursa o da karşısındaki tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima&#8230;</p>
<p>Alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetmakara.net/veren-eli-alan-elden-ustun-bilmeli-insan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Görmek Bakmaktan İbaret Değildir&#8230;</title>
		<link>http://www.sohbetmakara.net/gormek-bakmaktan-ibaret-degildir.html</link>
		<comments>http://www.sohbetmakara.net/gormek-bakmaktan-ibaret-degildir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2012 07:55:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DuRu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündürücü Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamlı Bir Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Bakmak ve Görmek]]></category>
		<category><![CDATA[Görmek Bakmaktan İbaret Değildir]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Bir Hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sohbetmakara.net/?p=641</guid>
		<description><![CDATA[Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa; - Buraların yabancısıyım,parkın hemen yanı başında ki fırını arıyorum. Çok yakın olduğunu söylediler demiş. Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra; - Bende buraların yabancısıyım,ilk defa geliyorum. Ama sağ tarafa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa; </p>
<p>- Buraların yabancısıyım,parkın hemen yanı başında ki fırını arıyorum.<br />
Çok yakın olduğunu söylediler demiş. </p>
<p>Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra; </p>
<p>- Bende buraların yabancısıyım,ilk defa geliyorum.<br />
Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde,diye açıklamış. </p>
<p>Adam,çocuğunda yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş<br />
ister istemez. </p>
<p>Çocuk: </p>
<p>- Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyormusunuz,diye sormuş gülümseyerek.<br />
Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten. </p>
<p>- İyi ama bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malum, demiş adam. </p>
<p>- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez,diye atılmış çocuk.<br />
Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara.<br />
Hem biraz derin nefes alırsanız,fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız. </p>
<p>Adam, gözlerini hafifce kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir kağıt para çıkarıp teşekkür ederken fark etmiş onun kör oldugunu.<br />
Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış adamın durumunu fark ettiğini. </p>
<p>Işıga hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken şöyle demiş: </p>
<p>- Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim.Görmeyi o kadar çok özledim ki !<br />
Sizinkiler sağlam öyle değil mi ? </p>
<p>Adam çocugun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken; </p>
<p>- Artık emin değilim evlat,demiş.<br />
Emin olduğum tek şey, BENDEN İYİ GÖRDÜĞÜN. </p>
<p>Bazı seyleri görmek için göze gerek yoktur.<br />
Göz sadece hedefimize bizi götüren amaçtır.<br />
Önemli olan kalbimizin görmesidir.Kalbimizle hissetmemizdir.<br />
Etrafınızdaki herşeyi gönlünüzce görmeniz dileğiyle&#8230;</p>
<p>Alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sohbetmakara.net/gormek-bakmaktan-ibaret-degildir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

